Ana içeriğe atla

Kayıtlar

egitim etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Başarmak

George Dantzig anlatıyor: Berkeley’de California Üniversitesi Matematik Bölümü Öğrencisiydim. Her zaman ki gibi sınıfa geç girdim ve tahtadaki iki soruyu ev ödevi sanarak defterime geçirdim. O akşam, soruların üzerinde çalışırken bunun profesörün verdiği en zor ödev olduğunu düşündüm. Her gece, başaramasam da sırasıyla her iki problemin üzerinde saatlerce çalıştım. Birkaç saat sonra beynimde bir şimşek çaktı ve her iki problemi birden çözdüm. Ertesi gün cevapları okula götürdüm.Profesör, masanın üzerine bırakmamı söyledi. Masanın üzerinde kağıttan bir tepe oluşmuştu. Benim kağıdımın bunların arasında kaynayacağını düşünüp bir sıraya üzgünce oturdum. Altı hafta sonra bir Pazar sabahı kapının vurulmasıyla uyandım. Kapıda profesörü görünce dondum kaldım. ‘George! George!’ diye bağırıyordu.’Problemi çözmüşsün’ dedi. ‘Tabiiki’ diye cevap verdim.’Çözmem gerekmiyor muydu?’ diye sordum. Profesör, tahtaya yazılmış olan o iki problemin ev ödevi olmadığını, dünyanın önde gelen matematikçiler...

Sen Hiç Düşündün mü?

Sen gözlerinle işitmenin, ellerinle konuşmanın nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Büşra 13 yaşında, işitme engelli. Kulakları duymadığı için, gözlerinle dudakları okumaya ve el işaretlerini anlamaya çalışıyor. Ağzıyla anlatamadıklarını, elleriyle yaptığı işaretlerle anlatmaya çalışıyor. Sen Büşra’ya, kuşların ötüşünü, akan suyun sesini, bir bebeğin ağlama sesini, duyduğun zaman içinden dans etmek gelen melodileri anlatabilir misin? Sen teninle görmenin nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Metin 15 yaşında, görme engelli. Gözleri görmediği için, parmak uçlarıyla dokunduğu her şeyin şeklini hayal etmeye çalışıyor. Sen Metin’e çiçekleri, okyanusu, pırlantaları, hayvanları, sevdiği insanların görünüşünü anlatabilir misin? Gitmek istediği yere, onu elinden tutup, götürebilir misin? Sen bu dünyayı algılamadan yaşamanın nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Orhan 9 yaşında, otistik bir çocuk. Kendi dünyasında yaşıyor. Gerçek hayatı ve etrafındaki insanları algılayamıyor. İnsanlarla iletiş...

İyimserlik Başarı Getirir mi?

Şöyle bir durum düşünün: Bir sigorta şirketinin yöneticisisiniz. Satış elemanı alacaksınız. Şöyle bir yol izliyorsunuz: Daha önce sigorta satmış ve çok başarılı olmuş insanların özelliklerini tespit ediyorsunuz. Diyelim ne yerler içerler, hangi gazeteyi okurlar, hangi tür spor yaparlar, tuttukları takım nedir, değişik konularda tutumları, çalışış tarzları, sabah kaçta kalkarlar, akşam kaçta yatarlar, vb. Ve böylece bir “başarılı sigorta satıcısı profili” çıkarıyorsunuz. Daha sonra bu profile en yakın olanları işe alıyorsunuz ve altı haftalık meslek eğitiminden sonra iş başına getiriyorsunuz. İşe aldığınız her bir adayın eğitimi oldukça yüklü bir paraya mal olduğu için en uygunları işe almaya özen gösteriyorsunuz. Başarılı olmayanları işten çıkardığınızda ya da mutlu olmadıkları için işten kendileri ayrıldıklarında, eğitim için harcadığınız para boşuna harcanmış oluyor. Yoğun rekabetin yaşandığı sigorta alanında bu önemli bir konu. Martin Seligman, Öğrenilmiş İyimserlik ...

2011-kpss-sorulari-ve-cevaplari-cozumleri

Egitim bilimleri indir download Genel Yetenek Genel kültür indir Download 2011-kpss-sorulari-ve-cevaplari-cozumleri Egitim bilimleri indir download Genel Yetenek Genel kültür indir Download... KPSS soruları,2011 kpss soruları,kpss soruları ve cevapları,çıkmış ... KPSS Güncel Bilgiler,kpss güncel,2011 kpss güncel sorular,kpss ... 2011 KPSS A Grubu ve Öğretmenlik Soru ve - ÖSYM:::TC Ölçme, Seçme ... 2011 KPSS Soruları ve Cevapları cözümleri 9 Temmuz -detay haberi 2011-kpss-sorulari-ve-cevaplari-cozumleri-9-t...

Karne notlarının Osmanlıcası nasıldı?

Eskiden beri, okullarda karne günlerinde heyecan en üst seviyededir. Ki­mi öğrencinin gözü parlar heyecandan , kiminin ise kaçamak bakışlarına hafif bir terleme eşlik eder. İşte bugünler tarih boyunca böyle olagelmiş­tir. Çalışan kazanmış, tembellik yapan da mükâfatını(!) almıştır. Osmanlı devri mekteplerinde, 19. asrın sonlarında yaygınlaşmaya başlayan karne­ye "cüzdan" denilmekteydi. Bu cüzdanlara "etvâr ve mesai cüzdanı", "hal ve hareket , sa'y u gayret cüzdanı" gibi isimler veriliyordu... Okullar kapanırken her çocuğu bir sevinç sarar. Fakat bu sevinç bazı talebelerde katmerli, bazılarında ise biraz hüzünle karışıktır. Derslerini derste öğrenip bunun için gayret gösteren ve imtihanlara da iyi hazırlanan talebeler çifte sevinç yaşarlar.  Dersini dinlemeyen ve tembellik yapan öğrenciler ise okulun bittiğine sevinseler de karnelerindeki notlar sebebiyle üzgündürler. Ekilenlerin biçildiği bir harman zamanını andırır okul kapanışları ve h...

Sıralı El Yazısı Çalışma Kağıtları-El Yazısı Çalışma Kağıtları

   Ç ok Güzel  El yazı çalışmaları.. Tıkladığınızda el yazısı çalışma kağıdı sayfası yeni bir sayfada açılacak. Açılan sayfayı yazdırmak için dökümanın sol üstündeki iPaper yazısının altındaki Print tuşunu kullanabilirsiniz. Tüm meslektaşlarıma ilkokuma yazma öğretimi çalışmalarında başarılar diliyorum. TIKLA => 1. e harfi TIKLA => 2. e harfi birleşik TIKLA => 3. büyük küçük e beraber TIKLA => 4. büyük E harfi TIKLA => 5. l harfi TIKLA => 6. l harfi birleşik TIKLA => 7. büyük küçük l beraber TIKLA => 8. büyük L TIKLA => 9. e ve l harfi karışık TIKLA => 10. el TIKLA => 11. ele TIKLA => 12. el ele TIKLA => 13. le TIKLA => 14. elle el yazisi calismalari , el yazisi harfler , sirali el yazisi calisma kagitlari TIKLA => 15. aaa TIKLA => 16. ela TIKLA => 17. Ela TIKLA => 18. A TIKLA => 19. al TIKLA => 20. ela top al . TIKLA => 21. ala TIKLA => 22. la TIKL...

Öpülesi, Kucaklanası Çocuklarımız

Alman İmparatoru 2. Frederik “insanların doğuştan getirdiği dil”i merak etmişti. Elli kadar bebeğe bakan bakıcılar yalnız mamalarını verdiler, altlarını değiştirip bakımlarını yaptılar, bebeklerle hiç konuşmadılar. Peki, bebekler hangi dili konuştu? Kimse bilemedi, çünkü konuşacak yaşa gelmeden elli bebeğin ellisi de öldü. Bu, deney yönünden bir talihsizlik miydi? Deney yönünden değil ama deneye alınan bebekler yönünden bir talihsizlikti; artık bugün biliyoruz ki, konuşulmayan, dokunulmayan, kucaklanmayan, öpülmeyen, koklanmayan bebek yaşamıyor. Bu tür deney bugün yapılamaz. Bilimsel gerçeklerden söz ediyorum. Miami Tıp Fakültesi Dokunma Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Tiffany Field’in “Touch” (Dokunma) adında 2001’de çıkan kitabında yetimhanelerde ve çocuk bakımevlerinde yaptığı gözlemlerin sonucunda şunu açıkça söyleyebiliyoruz ki, bebeklerin sağlıklı gelişimi için onların sürekli bir etkileşim ortamı içinde bulunulmaları gerekiyor. Günlük dille söylerse bebeğe konuşulmas...