Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tarih etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bu ateş herkesi sarar

2005'te bendenizden Hoca Efendi'nin fıkıh anlayışına dair bir makale yazmam istendiğinde bunu Hak adına kabul etmiştim. Sonra onu bir kitapçığa çevirdiler. Şöyle düşünmüştüm: Bu insan Allah için hizmet yapıyor. Eğer haddim olmayarak benim bu kadarcık desteğim de işe yarayacaksa, kim ne derse desin, bunu yapmalıyım. Yanlış yapmadım, beni hayal kırıklığına uğratanlar yanlış yaptılar. Şimdi de aynı duygularla diyorum ki, on yıldır Tayyip Erdoğan'ın ve temiz arkadaşlarının yaptığı hizmetler ortada. O halde Haktan yana olmayı gaye edinen partili partisiz herkes, kendi kametine bakmadan ona destek olmalıdır. Müminse, ayrıca gece gündüz dua da etmelidir. Sadece ülkesini seven birisi ise o da teşekkür etmelidir. Eğer böyle yapmazsa nankörlük etmiş olur. Dur durak bilmeden bütün bir millet için bütün bir ümmet için hayatını ortaya koymuş, kelle koltukta koşturuyor. Biz kahvaltımıza başlarken bir yerde konuşmasını canlı izliyor, yatarken bir başka yerdeki nutkuna şah...

Sevdana Kurban Oluruz Sevdalı Adam

Adnan Menderes’i kim astıysa, Özal’ı kim zehirlediyse, Erbakan’ı kim devirdiyse, Muhsin Yazıcıoğlu’nu kim öldürdüyse, Terörü kim yönetiyorsa, Uğur Mumcu’yu, Hrant Dink’i kim katlettiyse, Doksan yıldır bu ülkenin kanını kim emdiyse, Sivas’ı, Başbağlar’ı kim yaktıysa, İskilipli Atıf’ı, Said Nursi’yi kim yok ettiyse, Deniz Gezmiş’i kim astıysa, Darbeleri kim tertiplediyse, Kardeşi kardeşe kim düşman ettiyse, Kürtlere kim zulmettiyse, Başörtüsünü kim yasakladıysa, Alevileri kim yok saydıysa, Baykal’a kaseti kim hazırladıysa, Uludere’yi kim tezgâhladıysa, Gezi’yi kim tertiplediyse; Ey sevdası olan adam! Bil ki bugün senin sevdana pusu kuran da onlar. “Bunları da mı görecektik?”  deme sakın. Bilirim demezsin. Zira miras bırakılan bu kutlu sevdaya sen talip oldun. “Kefenimizle çıktık bu yola”  demiyor muydun? “Bu kadar mı alçalacaklardı?”  deme sakın. Sen zindan görmüş adamsın. Hatırla, ne alçaklar, ne alçaklıklar gördün. Sevdanın sevdalıları ...

Elimizdekini tükettiysek, elimizi açalım

Allah’ın adı ve yardımıyla… Rabbimiz bize hak olarak gösterdiği hakkı, haksızlık yapmadan söyleme imkânı versin. Batıl olarak gösterdiği batılı tekrih ederken;ehl-i imanı -bilmeden o batılın yanında durmuşsa da- incitmeme dikkatini bahşetsin. Birbirinden apaçık ayrılan hak ile batılın yoğun gayretlerle birbirine bulaştırıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Öyle zor bir imtihan ki; haklı, hakkını alana kadar haklı kalamıyor. Her sarf edilen söz yüzlerce manada yorumlanıyor. Savaşı kesecek sözü olanlar ıslah sözünü esirgiyor ve ısrarla “söz ola kestire başı” mecrasına taraftar toplanıyor. Her birimiz sabah kalkıp günlük işlerimize koştururken, maalesef İslam düşmanları başımıza ördükleri çoraplara yenilerini eklemekle uğraşıyorlar. Biz, günübirlik suni gündemlerle uğraşırken, onlar gelecek günlerde neleri konuşacağımıza kafa yoruyorlar. İşte Cenevre Konferansı diye bir gündem var ortada. Aylarca onu konuşup, zalimden medet umacak ümmet. Dahası; Suriye, verilen istatistiksel ölüm ...

Biliyordum

S avaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanin başını bir saniye siperden çıkaramayacağı gibi bir ateş altındaydılar. Asker teğmenine koştu hemen: - Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi? 'Delirdin mi?' der gibi baktı teğmen... - Gitmeğe değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakın! Ama asker o kadar ısrar etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı. - Peki, dene bakalım! Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri, arkadaşının yanına kadar gitti, Yaralı arkadaşını sırtlandığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış askere döndü: - Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim! Bu zaten ölmüş... - Değdi Komutanım, değdi! dedi asker. - Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş, görmüyor musun? - Gene de değdi komutan...

Dur yolcu!!!

Neler söylenebilir neler: Seyid Onbaşılar,Saka Mustafalar,Şefika Hanımlar,Kınalı Hasanlar,Mehmet Çavuşlar ve daha birçok kahramanlar.Sonunda o kutlu gün geldi çattı.Bugün 18 Mart Çanakkale destanının Türk’ün Kanıyla yazıldığı gün.Avrupa milletilerine Millet Sevgisi,Vatan,Toprak terimlerinin ne anlama geldiğini, Türk’ün esaret altında yaşayamayacağını ve bu uğurda canını seve seve vereceğini gösterdiği bir gün.Bu zafer sonrasında görülmüştür ki Türkiye sınırları Yeniden çizilebilir ve memleket düşman işgalinden kurtulur.Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ni Almanya’nın yanına iten İngiltere, Balkan Savaşı’nda perişan olmuş Osmanlı Devleti ordusunu küçük görüyor ve Çanakkale Boğazı’nın İngiliz donanmasınca kolayca geçilebileceğini, hatta İngiliz zırhlılarının büyük toplarının karşısında, Balkan mağlubu Türk askerlerinin kaçacağını sanıyordu.Bahriye Bakanı W. Churchill, İngiliz donanmasının Marmara’ya girip, İstanbul’u teslim alacağını ve Osmanlı Devleti’nin işinin biteceğini hesapl...