Ana içeriğe atla

Kayıtlar

duygu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Elimizdekini tükettiysek, elimizi açalım

Allah’ın adı ve yardımıyla… Rabbimiz bize hak olarak gösterdiği hakkı, haksızlık yapmadan söyleme imkânı versin. Batıl olarak gösterdiği batılı tekrih ederken;ehl-i imanı -bilmeden o batılın yanında durmuşsa da- incitmeme dikkatini bahşetsin. Birbirinden apaçık ayrılan hak ile batılın yoğun gayretlerle birbirine bulaştırıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Öyle zor bir imtihan ki; haklı, hakkını alana kadar haklı kalamıyor. Her sarf edilen söz yüzlerce manada yorumlanıyor. Savaşı kesecek sözü olanlar ıslah sözünü esirgiyor ve ısrarla “söz ola kestire başı” mecrasına taraftar toplanıyor. Her birimiz sabah kalkıp günlük işlerimize koştururken, maalesef İslam düşmanları başımıza ördükleri çoraplara yenilerini eklemekle uğraşıyorlar. Biz, günübirlik suni gündemlerle uğraşırken, onlar gelecek günlerde neleri konuşacağımıza kafa yoruyorlar. İşte Cenevre Konferansı diye bir gündem var ortada. Aylarca onu konuşup, zalimden medet umacak ümmet. Dahası; Suriye, verilen istatistiksel ölüm ...

HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR

Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış? Çevr. ..esinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış. "bu gençliğin sırrı nedir" diye. İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya. Ama sorular sık ve soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki. Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine. "Bu davette size sırrımı açıklayacağım" demiş. Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş. Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş. Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş. "Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!.." Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş. Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da : " Bu olmamış hanım, güz...

Sen Hiç Düşündün mü?

Sen gözlerinle işitmenin, ellerinle konuşmanın nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Büşra 13 yaşında, işitme engelli. Kulakları duymadığı için, gözlerinle dudakları okumaya ve el işaretlerini anlamaya çalışıyor. Ağzıyla anlatamadıklarını, elleriyle yaptığı işaretlerle anlatmaya çalışıyor. Sen Büşra’ya, kuşların ötüşünü, akan suyun sesini, bir bebeğin ağlama sesini, duyduğun zaman içinden dans etmek gelen melodileri anlatabilir misin? Sen teninle görmenin nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Metin 15 yaşında, görme engelli. Gözleri görmediği için, parmak uçlarıyla dokunduğu her şeyin şeklini hayal etmeye çalışıyor. Sen Metin’e çiçekleri, okyanusu, pırlantaları, hayvanları, sevdiği insanların görünüşünü anlatabilir misin? Gitmek istediği yere, onu elinden tutup, götürebilir misin? Sen bu dünyayı algılamadan yaşamanın nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Orhan 9 yaşında, otistik bir çocuk. Kendi dünyasında yaşıyor. Gerçek hayatı ve etrafındaki insanları algılayamıyor. İnsanlarla iletiş...

Kadinlar cadimidir?

Harun Reşit, savaşta esir aldığı düşman general'e Hayatını bağışlarım ama bir şartım var: Kadınlar hayatta en çok ne ister, budur bilmek istediğim. Bu sorunun yanıtını getir kurtar kelleni.' der. General sorar soruşturur, bu çetin sorunun yanıtını arar ve Kafdağı'ndaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir. Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı arar bulur ve sorar: 'Kadınlar hayatta en çok ne ister? Korkunç cadının, yanıt için öyle bir şart ileri sürer ki yenilir yutulur değil. 'Evlen benimle o zaman öğrenirsin istediğini. 'Bu ölümcül teklifi, kabul eder General ve doğru yanıtı alır almaz koşar Harun Reşid'e: '-Kadınlar, en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister.' Harun Reşit bizimkinin hayatını bağışlar ya; cadıyla evlenmek kendi için de söz verilmiştir. Evlenirler. O ilk gece; general bir bakar ki o korkunç cadı, dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş , karanlık odada. Konuşur cadı: '-Benim kaderim böyle; günün sadece yarısı güzel olabil...

Kaybolmak

‘Su’, ‘ateş’ ve ‘ahlâk’ dostluk kurmuşlar. Bir gün ormanda dolaşmaya çıkmışlar. Fakat bir müddet sonra içlerine bir korkudur düşmüş. Orman çok büyük ve çok karmaşıkmış. Her türlü ihtimâle karşı birbirlerini kaybederlerse, nasıl bulacaklarını düşünmeye başlamışlar . Ateş ve ahlâk suya sormuşlar: Kaybolursan seni nasıl bulacağız? Su cevaplamış: Nerede bir şırıltı duyarsanız ben oradayım, demiş. Sıra ateşe gelmiş. Su: Seni yitirirsek ne yapalım? diye sormuş. Ateş : Duman gördüğünüz yerde ben varım, cevabını vermiş. Sıra ahlâka gelince cevabı şu olmuş: Beni asla kaybetmeyin; eğer kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız ! -alıntı-

Bir dua...

Kelimelerin kalbine indi de sevgim, dile dökmek ne zor geliyor bir bilsen...Nefsimi arkama aldım ki, gömleğim yırtılacaksa Yusuf misali arkadan yırtılsın. Gönlünde sen olmayan sevgiliden esirgedim Züleyha misali bakışları ki, iffet selamı sabahı kesmesin benden. İsyanın yerine sabır bastıkça yanan gözlerim Yakup misali, kapattıkça Yusufunun hayaliyle doldu. İshak misali İsmailimi teslim ettim sana. Nasıl ki yakmadın canını bir koç gönderdin O'na, Şanına yakışır bir müjde bekleyerek sessiz sedasız çekiliyorum aradan. Meryemin masumluğunu taçlandırdığın İsa nasıl yıktıysa tabuları, sevdiceğimin gönlündeki tabularıda yıkıver. Ruhum Eyyüp misali yara bere içindeyken öyle bir sabır ver ki bana evvel gibi sonsuz, ahir gibi baki ama emrettiğin gibi dosdoğru olsun. Öyle birini sevdir ki bana ya da sevdiğimi öyle sevdiğin birine çevir ki, İbrahimin ateşe göğüs gerdiği gibi teslim olayım ona. Nasıl ki serin ve selametli oldu ateş Halilullaha, öyle fersah fersah gen...

DUYGUSALLIK ŞEYTANIN BİR SİLAHIDIR

D in ahlakından uzak toplumlarda çoğu zaman doğrular yanlış, yanlışlar ise doğru olarak tanıtılır. Allah'ın hoşnut olmayacağı, hatalı bir tavır takdir ve teşvik görürken, güzel bir tavır ise son derece sıradan karşılanabilir, hatta eleştiri konusu olabilir. Eğri ve doğruların birbiriyle karışması, dinden uzak yaşayan toplumlarda sıkça rastlanan hatta genel yapıyı oluşturan bir durumdur. R omantizm de "doğru" zannedilen yanlışlıklardan biridir. Romantizm cahiliye toplumları içinde şefkatli, iyi insanlara has, güzel bir özellik gibi gösterilir. Oysa bir insanın karşılaştığı olaylara duygusal bir yaklaşım göstermesi, bu sitede tüm detayları ile inceleyeceğimiz gibi, her yönden son derece tehlikelidir. Çünkü romantizm, insanlar için en önemli ve hayati özelliklerden biri olan "aklı" tamamen devre dışı bırakır. Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve on...