Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ders etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Biz Olabilmek

Afrika’da çalışan bir antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir.  Oyun basittir. Çocukları belirli bir yerde yan yana sıraya dizer ve açıklar; ‘Herkes karşıdaki ağaca kadar tüm gücüyle koşacak ve ağaca ilk ulaşan birinciliği kapacak. Ödülü ise yine o ağacın altındaki güzel meyveleri yemek olacak.’ Çocuklar oyuna hazır olunca, antropolog oyunu başlatır. İşte o ANda bütün çocuklar el ele tutuşur ve beraberce koşarlar.  Hedef gösterilen ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar.  Antropolog şaşırır ve çocuklara neden böyle yaptıklarını sorar.

Güzel Bir Hikaye

      “Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?” diye sordu.           Profesör, elinde, içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. Öğrenciler, ’50gr!’ …. ’100gr!’ …. ’125gr’ cevabını verdiler. “Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem” dedi profesör ve devam etti:“ Ama, benim sorum şu: Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?” - Hiçbir şey - Tamam, peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu? - Kolunuz ağrımaya başlardı. - Haklısın; peki ya 1 gün boyunca tutsam ne olur? - Kolunuz iyice ağrır, adaleniz spazm yapar, belki de çözüm bulmak için hastaneye gitmek zorunda kalırsınız. Sorularına cevap alan profesör, can alıcı noktaya temas etti: - Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme ortaya çıktı mı? Öğrenciler bir ağızdan cevapladılar: “Hayır.” - Peki o takdirde, zaman içinde kolun ağrımasına ve kas spazmına yol açan olay neydi? Profesör ikinci bir soru daha sordu: - Acıdan ve ağr...

HAYATINIZI SADECE BİR DÖNEM YÜZÜNDEN YARGILAMAYIN

BİR BABANIN ÇOCUKLARINA VERDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ BU DERSİ OKUDUKTAN SONRA SİZDE BÜYÜK DERSLER ÇIKARACAKSINIZ HAYATINIZI SADECE BİR DÖNEM YÜZÜNDEN YARGILAMAYIN  4 çocuğu olan bir baba çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş. Böylece her birini uzak bir yerde duran bir ağacın yanına gidip o ağaca bakmalarını istemiş. Her bir çocuğunu da 4 ayrı mevsimde ağacın yanına göndermiş. İlk çocuk kışın gitmiş, ikincisi İlkbahar, üçüncüsü yazın ve sonuncusu sonbahar da. Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne görüklerini sormuş. İlk çocuk ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söylemiş. İkinci çocuk hayır, ağaç yeşillikle doluydu ve canlıydı demiş. Üçüncü çocuk başka fikirdeydi. Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdiki daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim demiş. Sonuncu çocuk ise hepsinin haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtmiş. Yaşlı a...