Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Çanakkale etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Biliyordum

S avaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanin başını bir saniye siperden çıkaramayacağı gibi bir ateş altındaydılar. Asker teğmenine koştu hemen: - Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi? 'Delirdin mi?' der gibi baktı teğmen... - Gitmeğe değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakın! Ama asker o kadar ısrar etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı. - Peki, dene bakalım! Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri, arkadaşının yanına kadar gitti, Yaralı arkadaşını sırtlandığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış askere döndü: - Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim! Bu zaten ölmüş... - Değdi Komutanım, değdi! dedi asker. - Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş, görmüyor musun? - Gene de değdi komutan...

Dur yolcu!!!

Neler söylenebilir neler: Seyid Onbaşılar,Saka Mustafalar,Şefika Hanımlar,Kınalı Hasanlar,Mehmet Çavuşlar ve daha birçok kahramanlar.Sonunda o kutlu gün geldi çattı.Bugün 18 Mart Çanakkale destanının Türk’ün Kanıyla yazıldığı gün.Avrupa milletilerine Millet Sevgisi,Vatan,Toprak terimlerinin ne anlama geldiğini, Türk’ün esaret altında yaşayamayacağını ve bu uğurda canını seve seve vereceğini gösterdiği bir gün.Bu zafer sonrasında görülmüştür ki Türkiye sınırları Yeniden çizilebilir ve memleket düşman işgalinden kurtulur.Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ni Almanya’nın yanına iten İngiltere, Balkan Savaşı’nda perişan olmuş Osmanlı Devleti ordusunu küçük görüyor ve Çanakkale Boğazı’nın İngiliz donanmasınca kolayca geçilebileceğini, hatta İngiliz zırhlılarının büyük toplarının karşısında, Balkan mağlubu Türk askerlerinin kaçacağını sanıyordu.Bahriye Bakanı W. Churchill, İngiliz donanmasının Marmara’ya girip, İstanbul’u teslim alacağını ve Osmanlı Devleti’nin işinin biteceğini hesapl...

Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı' Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihânın duruyor karşında, Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk: Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ! Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil, Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzs...